• DOLAR
    6,9697
  • EURO
    8,2046
  • ALTIN
    441,91
  • BIST
    9,1252
“ANLAMAK”

“ANLAMAK”

Hepimiz her gün iyi kötü bir şeyler okuyoruz. Ama kitap, ama dergi, ama gazete ya da buna benzer. Çocuklarımıza da kitap okumaları konusunda baskı yapıyoruz. Ellerinde kitap okuyor görünce seviniyoruz. Benim çocuğum kitap okuyor, okumayı seviyor diyoruz ya da tersini söylüyoruz. Ama bu günkü konumuz kitap okumak değil, okuduğunu anlamak. Ne okunduğu çok önemli değil. Önemli olan ne anlandığı…

Bize söylenenleri ne oranda anlıyoruz? Hiç düşündünüz mü? Yıllarımı verdiğim meslek hayatım sürecinde ki çift terapilerinde genel problemin şu olduğunu gördüm. “DİNLEMEMEK” bununla birlikte “ANLAMAMAK”anlamıyorduk çünkü dinlemiyorduk. Anlaşmazlıkların çoğunun bu sebepten çıkıtığını analiz etmiş oldum. Özellikle beylerin eşleri için sık kullandığı, “VIDI VIDICI” tabirinin çıkış noktasıda burasıdır. Anlamamak, dinlememek. Her hangi bir sebeple erkek kadını dinlemez, dinliyormuş gibi yapar ve bir zaman sonra o mış gibi yaptığı şey aralarında büyük sorun oluşturacaktır. Bu durum çoğu evlilikte ilk beş yıl içerisinde yavaş yavaş çözüme ulaşır. Kimin de daha uzun sürer, kiminde hiç düzelmez, kimileri baştan şanslıdır ama o şanslı olan çiftler maalesef  istisnayı oluşturuyor. Anlamak, dinlemekten ibaret. Karşınızda ki kim olursa olsun can kulağıyla dinlemelisiniz, sonrası zaten anlamak olur ve bu anlamanın neticesinde de başarı, mutluluk gelir. Dinlemeyi bilmeyen ama konuşmayı çok seven bir toplum olarak bu zor ama doğru iletişim kurmak, başarılı ve mutlu olmak istiyorsak bunun gerekliliğini de artık kavramalıyız. Böyle gelmiş, böyle gider, bu zamana kadar nasıl idare edilmişse bundan sonra da o şekilde idare edilir düşüncesi artık çok gerilerde kaldı. Her geçen gün her şey ve bizlerde tabi gelişiyoruz. Her anlamda. Her anlamda gelişen bir insanla, olduğu yerde sayan bir insanın her hangi bir sebepten ötürü bir araya gelmesi fecat oluyor. Bir de bu evlilikse, bir de bu evlilikten çocuklar meydana gelmişse işte o zaman işler hiç de umulduğu gibi ilerlemiyor. İster evlilikte, ister iş yerinde, size uygun düşmeyen karşı olduğunuz bir şey söyleniyor bile olsa öncelikle sizden ne istendiğini ya da size ne anlatılmak istendiğini çok iyi anlayarak onun üzerinden analiz etmeye başlamalısınız. Söylenenleri iyi anlayarak, doğru analiz ederseniz neye itiraz edeceğinizi, nasıl itiraz edeceğinizi ve sizin bu konuyla ilgili nasıl bir konuşma yapmanız gerektiğini de iyi kavramış olursunuz. İyi dinlemeden gelişen o sürecin akabinde oluşan anlamamayla birlikte yapılan itirazlar, gerginliğe ve kavgaya dönüştüğünde işler çığrından çıkmış oluyor.

Şimdi gelelim çocuklarda ki duruma. Onlarında çoğu anlamıyor. Dersi anlamıyor, okuduğunu anlamıyor, söylenileni anlamıyor. Neden? Çünkü yetişirken bu duruma çok önem verilmiyor. Ülkemizde maalesef okuma oranı düşük. Hal böyle olunca, benim her durumda üzerine basarak belirttiğim bebeklik dönemi altı aylık o süreçle birlikte; küçük, bol resimli kitaplarla başlanmalı kitap okunmaya ve çocuğa sevdirilmeye durumu dörtte bir eve ancak giriyor. Anne baba çocuğuna kitap okumalı, hikayeler, masallar anlatmalı. Bunu da onun dikkatini çekecek rengarenk bol resimli kitaplarla yapmalı. Orada ki nesneleri parmakla göstererek sürekli anlatmalı, konuşmalı. Büyümeye başlayan çocuğunuzla birlikte anne baba olarak yukarıda belirttiğim, anlama ve dinleme konularına özen gösterilmeli. Bu özenin ya da özensizliğin çocuğa yansıyacağı unutulmamalı. Çocuklara kendini anlatma ve ifade etme özgürlüğü verilmeli ve çok iyi dinlenmeli. Size saçma bile gelse, onun bir şey anlatmak istediği unutulmamalı. Aile içerisinde birbirini iyi dinleyen bireyler doğru anlar ve bu doğru anlamanın sonucu da herkese olumlu döner. Söylenilen şeye karşı bile çıkacaksanız, sonuna kadar dinlemeden itiraz etmeyin. Bakalım karşı taraf hangi duygular ve istekler içerisinde. Siz bunun ne kadarını karşılaya bilirsiniz. Anlayarak, dinleyerek yapılan iletişimlerde orta nokta her zaman bulunur.

Çocuklarımıza sadece kitap okutuyor olmamız yeterli değil. Her gün düzenli olarak kitap okusunlar, ama bir sayfa ama iki sayfa lakin burada asıl önem arz eden şey okuduklarını anlıyor olmaları. Bu konuda onları bilgilendirin ve destek olun. Meselenin çabucak, hızlı hızlı kitap okuyup bitirmek değil okuduğunun anlaşılır olmasıdır. Ne okudun? Nasıl okudun? Ne anladın? Hadi bana anladığın kadarını anlat diyerek onları bu konuda analiz edin. Göreceksiniz ki maalesef anlatamayacak. Neden? Çünkü okumuş olmak için okudu, anlayarak, kavrayarak, analiz ederek, filitreden geçirerek okumadı. Genel olarak çocuklarda gördüğüm bu sorunu çözmek için siz sevgi ailelerle iş birliği yaparak, hem yetişkinlerde hem de çocuklarda ki bu sorunu geliştirmiş olduğum çalışmalarla çözüme ulaştırıyorum.

Dinleyeceğiniz ve anlayacağınız güzel günleriniz olsun.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere,

Uzm. Pedagog Nöropsikolog

          Oya Akbaş 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?